Bireye Saygı Nedir? Bir Anı Üzerinden
Kayseri’nin dar sokaklarında, akşam ezanı sesiyle karışan kalabalığın gürültüsünde, bir sabah yaşadığım bir olay beni yıllardır derinden etkileyen bir soruyu düşündürtmüştü: “Bireye saygı nedir?” O günün sabahı, bir pazarda yürürken yaşadıklarım, saygının ne kadar derin ve insana özel bir şey olduğunu kavramamı sağladı.
O Anın Başlangıcı
Hava kararmaya başladığında, sokaklar yavaş yavaş sakinleşmeye başlıyordu. İşten dönmekte olan insanlar, alışveriş yapmaya çıkmıştı; pazarda bir koşuşturma vardı. Bütün bu kaosun içinde, yaşlı bir kadının sesini duyduğumda, bir şeyin yanlış olduğunu fark ettim. Kadın, cebinde fazla parası olmadığı için birkaç sebzeyi almakta zorlanıyordu. Bir yandan da satıcı ona sinirli bir şekilde bağırıyordu. “Bunları alamazsınız, başka bir şey alın!” diye.
Kadın başını eğmişti. Yüzündeki ifadeyi görünce içim sızladı. Sadece bir tezgâhtarın paraya olan takıntısı mıydı? Yoksa bu kadar sert bir şekilde “hayır” demek, saygısızlık mıydı? Bu sahneyi izlerken, bir anda kendimi kadının yerine koydum. O kadar çaresiz ve yalnız görünüyordu ki… Ama bir şey dikkatimi çekti: Diğer insanlar olan bitene kayıtsız kalıyordu. Herkes kendi işine bakıyordu. O sırada fark ettim ki; saygı, sadece başkalarına nazik olmakla ilgili değilmiş. Saygı, bir insanın varlığını tanımak, değerini görmekti.
Saygı, O Anın İçinde
Bir an düşünmeden, adım attım. Kadının yanına gittim ve ona sessizce 20 TL uzattım. “İhtiyacınız var gibi görünüyor,” dedim. Gözleri aniden parladı, ama o kadar naif bir şekilde teşekkür etti ki… O an, bana bir şeyler öğretmişti. Onun, bu küçük jesti takdir etmesi, bana “bireye saygı”nın gerçek anlamını anlatıyordu. Saygı, bazen sadece başkalarının ihtiyaçlarını görmek ve onlara empatiyle yaklaşmaktı. Benim için, o an saygının anlamı; bir başkasının varlığını değerli görmek, onların ruhuna dokunabilmekti.
Satıcı bir anda dondurulmuş bir şekilde durdu ve sessizce kadının aldığı ürünleri paketlemeye başladı. “Çok teşekkür ederim,” dedi kadının zarif ama tedirgin sesi. Benim için o an, içimdeki tüm karanlıkların biraz daha dağıldığı bir an oldu. Bu kadar basit bir davranışla, insanlara saygı gösterilebileceğini fark ettim.
Saygı, Karşılıklı Bir Bağ Kurmak
O günün akşamı, eve dönerken kafamda bir sürü soru vardı. Neden saygı bazen bu kadar zor oluyor? Neden çoğu insan, başkalarını gerçekten dinlemek, onları görmek yerine sadece birer “geçici figür” gibi hissediyor? O anın içinde, bazen bir başkasına saygı gösterdiğimizde, aslında onların da bizlere saygı gösterdiğini hissediyoruz. Saygı, karşılıklı bir bağ kurmaktır. O bağ, iki insanın birbirinin değerini kabul etmesiyle başlar. İkimizin de aynı dünyada yer aldığını, bir arada var olabileceğimizi anlamakla…
O Küçük Hareketin Büyük Etkisi
Kadın, bana teşekkür ettiğinde, sadece kelimeleri duymadım. Gözlerindeki minnettarlık, bir insanın diğerine verebileceği en değerli hediyedir aslında. Saygı, bu tür küçük ama anlamlı eylemlerle ortaya çıkar. Birine sadece bir gülümseme, bir el uzatma, ya da bir şeyler almak için fazla para ödeyebilme, saygıyı göstermek için yeterlidir. O küçük hareketler, diğer kişiyi “değerli” hisseder. Ve aslında, insanları değerli hissettirdiğimizde, kendimizi de değerli hissederiz.
Kapanışta Bir Umut
İşte, bireye saygı nedir sorusunun cevabını ararken, o sabah yaşadıklarım bana gösterdi ki, saygı bir karşılık beklemeksizin, başkalarını olduğu gibi kabul etmektir. Bazen, bu basit ama derin duygu, insanların kalbinde iz bırakır. Herkes, birbirine saygı göstererek dünyayı çok daha farklı bir yer haline getirebilir. Bir insanın basit bir hareketiyle, hayatında fark yaratılabilir.
Ve belki de, o kadın bana verdiği en değerli hediye, sadece teşekkür etmek değil; bana, insan olmanın ne demek olduğunu hatırlatmasıydı. Çünkü saygı, her şeyin temelidir. Bireye saygı, önce kendini tanımak, sonra diğerlerini kabul etmektir. Bu saygı, gerçek anlamıyla hem kendimize, hem de çevremize bir iyilik yapar.
O gün pazarda öğrendim ki, saygı küçük bir hareketle başlayabilir, ama etkisi sonsuza kadar devam edebilir.